---
title: "İşte  'okuyamıyoruz' Denilen Mezar Taşı Yazıları"
date: "2014-12-12 11:15:01"
author: "DHA"
tags: "Kocaeli"
canonical_url: "https://3aa32375-6dc9-411a-b69d-feea9bec2b5f.atarimworker.io/iste-okuyamiyoruz-denilen-mezar-tasi-yazilari-180101602407"
original_url: "https://3aa32375-6dc9-411a-b69d-feea9bec2b5f.atarimworker.io/iste-okuyamiyoruz-denilen-mezar-tasi-yazilari-180101602407"
---
# İşte  'okuyamıyoruz' Denilen Mezar Taşı Yazıları
Mustafa BAĞDİKEN / GÖLCÜK KENDİ ÇABASIYLA ÖĞRENDİ  
Gölcük'ün Değirmendere semtinde yaşayan Ahmet Nezih Galitekin'in evi tam anlamıyla kütüphane gibi. Daha önce daktilo ile hazırladığı yazılarını artık bilgisayarlarla yazan ve birçok araştırma kitabı bulunan Ahmet Nezih Galitekin, önce yaşadığı ilçe olan Gölcük Belediyesi için bölgedeki eski mezar taşlarını inceleyip tercüme ederek kitaplaştırmış. Daha sonra İstanbul'dan bazı belediyelerden gelen talepler üzerine de kitaplaştıran Galitekin, Osmanlıcayı kendi kendine çaba harcayarak öğrendiğini anlattı.  
RESMİ YAZIŞMALAR SİYATAK YAZISIYLA  
Gölcük'ün Örcün Köyü'ndeki 'Buba Sultan' adlı türbe ile ilgili olarak 16- 17 yıl kadar önce araştırma yaparken Osmanlıca yazıları tercüme ettiremediğini belirten Ahmet Nezih Galitekin şunları anlattı:  
"Osmanlı arşivinde bulunduğum bir belgede Siyakat yazısıyla bir derkenar gördüm. Türbenin tarihinin orada yazılı olduğunu gördüm. O yazıyı okuyup kitabıma koyabilmek için aylarca sabahlara kadar Osmanlı'da genellikle resmi yazışmalarda kullanılan siyakat yazısına çalıştım. Siyakatı da kendi kendime öğrendim. Divaneleri de diğer tüm yazı çeşitlerini, Osmanlı diplomatikasını öğrendim."  
ÖĞRENMEK ZOR DEĞİL  
Osmancılaca'da özellikle bu mezar taşlarındaki yazıları okumanın kendisi için zor olmadığını, ancak zor olanların da bulunduğunu belirten Galitekin, Osmanlıca'nın zor tarafının sesli harfler olmaması olduğunu söyledi. Öğretmenin ise, çaba harcanırsa zor olmadığını kaydeden Ahmet Nezih Galitekin, "Öğrenmek isteyen öğrenir. Hiç de zorlanmaz. 900- 1000 küsur yıldır Türk Milleti Arap harflerini kullanmış, binlerce onbinlerce kitaplar yazılmış. Yurdun her bir tarafında yazmalar kütüphaneler var. Bunlar hep bizim ecdadımızın ürettiği eserler" dedi.  
MEZAR TAŞI YAZISI O DÖNEM ÇOK MASRAFLIYMIŞ  
Tartışılan mezar taşı yazılarıyla ilgili bilgi de veren Ahmet Nezih Galitekin, o dönemde mezar taşlarının şekillerinin ölen kişinin sosyal statüsüyle ilgili birçok şey anlattığını, kadınların mezar taşlarının da farklı olduğunu belirtti. Galitekin'e göre, ölen kişinin zenginliğine göre üzerine yazılacak yazı, şairlere onun ozellikleri anlatılıp şiir dizeleri halinde yazdırılıyor. sonra bu bir hattata verilip kağıda dökülüyor, en son olarak da o dönemde çok önemli bir meslek olan mezar taşı ustaları tarafından taşa yazılıyordu. Galitekin'e göre bu şairler ve hattatlarla taş ustaları İstanbul'da bulunuyor ve oraya gidilip sipariş veriliyor, şaire, hattata, taş ustasına yüksek paralar ödeniyordu.  
MEZAR TAŞLARINDAKİ O DİZELER  
Araştırmacı Galitekin'in kitabında yeralan ve bazıları 1700'lü yıllara kadar dayanan mezar taşlarında yazan ve ölen kişinin hangi yaşta nasıl öldüğünü anlatan, bazılarının cinayete kurban gittiği bile hikaye şeklinde anlatılan bazı yazılar şöyle:  
\--  
Ah ile zar kılarak tazeliğime doymadım  
Çün ecel peymanesi dolmuş muradım almadım  
Hasreta fani cihanda tul-i ömr sürmedim  
Firkata takdir bu imiş ta ezelden bilmedim  
İskender-oğlu Mehmed Beşe'nin  
kızı merhume Selime kadın  
ruhuna bi-hürmeti'l fatiha  
sene 1190 --  
Ah ile zar kılarak tazeliğime doymadım  
Çün ecel peymanesi dolmuş muradım almadım  
Hasreta fani cihanda tul-i ömr sürmedim  
Fırkata takdir böyle imiş ta ezelden bilmedim  
İskender -oğlu Mehmed Beşe'nin  
Kızı merhume Beyaz Tuti  
Ruhuna rızaen bi-hürmeti'l-fatiha  
Sene 1192 ---  
Gençliğe doymayan  
Muradına irmeyan  
Validesine hasret giden  
Hancı-oğlu Ali Kuzunun kızı merhume  
Zeyneb Monla ruhuna fatiha  
Sene 1228 --  
Ah Mine'l-mevt  
Gül gibi açmadan soldum hele  
Zar zar ağlar bana bülbül bile  
Hasret olub namurad gitdim yol  
Ruhum şad meskenim cennet ola  
Çentik Halil'in kerimesi merhume  
Ümmügülsüm Hanım ruhuna fatiha  
Sene 1278 --  
Hüve'l-Baki  
Bir nazar kıl mezarımın taşına  
Gör ne geldi civanlıkda başıma  
Henüz girmişdim on yedi yaşına  
Sabr ihsan eyeleye ebeveynim başına  
Saraylı karyesinden Avcı Kara Osman  
Oğlu Mustafa kerimesi Makbule Hanım  
Ruhuna fatiha 1322 --  
Hüve'l-Baki  
Nevcivanım gitdi cennet bağına  
Fırakı kaldı valideyni canına  
Süleyman Ağa'nın oğlu merhum  
Molla Mehmed ruhiçün fatiha  
Sene 1253 fi 27 Ramazan --  
Bir cinayete kurban gittiği anlaşılan bir kişinin mezar taşında yazılanlar ise şöyle:  
Yolun bağ tarafından  
Nagehani Kaza-yı sayd-ı hayf bıçakıyla uruldum  
nagah Soğuksubaşı'nda  
ecel yastığına baş koydum  
yatmadım rahat yatağımda  
ah ü zar kılarak gençliğime doymadım nihayet otuz yaşımda  
akıbet kasd itdi bir hırsız şu benim tatlı canıma  
okuyub fatiha ihsan itsünler emsal ve akranım bu Süleyman kuluna  
Değirmendere hanedanından Hacı Tevfik-zade Süleyman  
Efendi'nin ruhiçün rızaen lillah el-fatiha  
sene 1317 19 Temmuz
![İşte  'okuyamıyoruz' Denilen Mezar Taşı Yazıları](https://ancillary-proxy.atarimworker.io?url=https%3A%2F%2Fimgrosetta.mynet.com.tr%2Ffile%2F9029458%2F640xauto.jpg)![İşte  'okuyamıyoruz' Denilen Mezar Taşı Yazıları](https://ancillary-proxy.atarimworker.io?url=https%3A%2F%2Fimgrosetta.mynet.com.tr%2Ffile%2F9029465%2F640xauto.jpg)![İşte  'okuyamıyoruz' Denilen Mezar Taşı Yazıları](https://ancillary-proxy.atarimworker.io?url=https%3A%2F%2Fimgrosetta.mynet.com.tr%2Ffile%2F9029472%2F640xauto.jpg)
