<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
    <channel>
        <lastBuildDate>Wed, 08 Jul 2026 14:04:04 +0300</lastBuildDate>
                    <title>Mynet</title>
            <description>Türkiye’nin lider internet platformu Mynet</description>
                <link>https://www.mynet.com/saglik-haberler</link>
        <link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
        <atom:link href="https://www.mynet.com/rss/publisher-saglik.rss" rel="self" type="application/rss+xml"/>
                                    <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://haber.mynet.com/yazin-vucudu-serin-tutan-besinler-belli-oldu-110107301021</guid>
                    <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 12:11:45 +0300</pubDate>
                    <title><![CDATA[ Yazın vücudu serin tutan besinler belli oldu ]]></title>
                    <description><![CDATA[ Diyetisyen Betül Merd, yaz aylarında besinlerin klima etkisi oluşturamayacağını söyleyerek, "Yüksek suya sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalı" dedi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ <p>Yazın doğru besin tercihi ile vücudun sıvı dengesinin korunabileceğini söyleyen Uzman Diyetisyen Betül Merd, "Yaz sıcaklarıyla birlikte en sık duyduğumuz sorulardan biri şu; hangi besinler bizi serin tutar? Aslında hiçbir besin klima etkisi oluşturmaz ancak doğru besin seçimleriyle vücudumuzun sıvı dengesini koruyabilir ve sıcak havaları daha rahat geçirebiliriz. Sıcaklık arttığında vücut ısımızı dengelemek için daha fazla terleriz. Terleme ise sadece su değil, aynı zamanda sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli minerallerin de kaybına neden olur. Bu nedenle yaz aylarında beslenmenin temel amacı hem sıvı hem de mineral kayıplarını yerine koymaktır. Yüksek su içeriğine sahip karpuz, kavun, salatalık, domates, marul ve semizotu gibi besinler yaz sofralarının vazgeçilmezi olmalıdır. Örnek verecek olursak karpuzun yaklaşık yüzde 92'si sudan oluşur. Bu nedenle hem sıvı alımına katkı sağlar hem de serinletici bir alternatif oluşturur. Yoğurt ve ayran da yaz aylarında öne çıkan besinler arasındadır. Özellikle ayran, terleme ile kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konulmasına yardımcı olabilir. Ara öğünlerde meyve ve yoğurdu birlikte tüketmek hem serinletici hem de dengeli bir seçenek olacaktır" dedi.</p>
<p><img src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/25365281/1200xauto.jpg" alt="iStock-1596059230" /></p>
<p>Merd, kızartılmış ve baharatlı ürünlerin tüketilmesinin yorgun ve bunalmış hissetmeye neden olabileceğini söyleyerek, "Buna karşılık çok yağlı, kızartılmış ve aşırı baharatlı yiyecekler sindirim sürecinde vücudun daha fazla enerji harcamasına neden olabilir. Bu durum sıcak havalarda kişinin kendini daha yorgun ve bunalmış hissetmesine yol açabilir. Bir diğer önemli nokta ise su tüketimidir. Birçok kişi susamayı bekleyerek su içiyor ancak susuzluk hissi oluştuğunda vücut aslında sıvı kaybetmeye başlamış oluyor. Bu nedenle gün boyunca düzenli su tüketmek gerekir. Günlük en az 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterilmeli. Yaz aylarında pratik bir öneri vermek gerekirse öğle ve akşam yemeklerinde büyük bir mevsim salatası, yanında yoğurt veya ayran ve gün içinde 2-3 porsiyon su oranı yüksek meyve tüketmek hem sıvı ihtiyacının karşılanmasına hem de sıcakların daha rahat tolere edilmesine yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
                    <link><![CDATA[https://haber.mynet.com/yazin-vucudu-serin-tutan-besinler-belli-oldu-110107301021]]></link>
                    <media:content url="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/25365278/25365278-1600x900.jpg" expression="full" width="1600" height="900" type="image/jpeg">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Yazın vücudu serin tutan besinler belli oldu ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>Mynet</author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://haber.mynet.com/sadece-koyu-cam-yetmiyor-gunes-gozlugu-alirken-dikkat-110107300916</guid>
                    <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 12:26:55 +0300</pubDate>
                    <title><![CDATA[ Sadece koyu cam yetmiyor! Güneş gözlüğü alırken dikkat ]]></title>
                    <description><![CDATA[ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte güneş ışınlarına maruz kalma süresi artarken, göz sağlığı açısından alınması gereken önlemler de önem kazanıyor. Op. Dr. Mehmet Ebri, ultraviyole (UV) ışınlarının göz sağlığı üzerinde kısa ve uzun vadede ciddi etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek, "Özellikle yanlış güneş gözlüğü seçiminde ileriki dönemlerde sarı nokta gibi ciddi hastalıkların riski artabilir" dedi.
 ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ <p>Güneş ışığı yaşam için vazgeçilmez olsa da kontrolsüz ve uzun süreli maruziyet gözlerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yaz aylarında UV ışınlarının yoğunluğunun artmasıyla birlikte göz yüzeyinde tahriş, kuruluk, yanma ve kızarıklık gibi şikâyetler daha sık görülüyor. Özellikle öğle saatlerinde güneş altında uzun süre kalan kişilerde göz yorgunluğu ve ışığa karşı hassasiyet gelişebiliyor.</p>
<p>Op. Dr. Mehmet Ebri, "Ultraviyole ışınlarının etkileri yalnızca geçici rahatsızlıklarla sınırlı kalmıyor. Uzun yıllar boyunca yeterli koruma olmadan güneşe maruz kalmak, katarakt oluşumu riskini artırabiliyor. Bunun yanında sarı nokta hastalığı gibi görmeyi tehdit eden bazı göz hastalıklarının gelişiminde de UV ışınlarının rol oynadığı biliniyor. Bu nedenle güneşten korunma alışkanlığı yalnızca yaz tatillerinde değil, günlük yaşamın bir parçası haline getirilmeli" dedi.</p>
<h2>"İŞPORTADAN GÖZLÜK ALMAYIN"</h2>
<p>Op. Dr. Mehmet Ebri, güneş gözlüğü seçiminde estetik görünümden çok koruyuculuk özelliğinin dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Özellikle sokak tezgâhlarında veya güvenilir olmayan satış noktalarında satılan, UV filtre özelliği bulunmayan gözlüklerin göz sağlığı açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Ebri, "Koyu renkli camlar tek başına koruma anlamına gelmez. UV filtresi olmayan koyu camlı gözlükler, göz bebeğinin büyümesine neden olarak zararlı ultraviyole ışınlarının gözün daha derin yapılarına ulaşmasına yol açabilir. Bu durum uzun vadede göz sağlığı açısından ciddi sorunlara neden olabilir" dedi.</p>
<h2>KÜÇÜK CAMLI GÖZLÜKLER YETERLİ KORUMAYABİLİR</h2>
<p>Güneş gözlüğü satın alırken ürünün yüzde 99-100 oranında UVA ve UVB koruması sağladığının belgelenmiş olmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Mehmet Ebri, "Özellikle çocuklar ve açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerin bu konuda daha hassas davranmaları gerekir. Ayrıca gözlük camlarının büyük ve yüzü iyi kavrayan yapıda olması, gözlerin yalnızca önden değil yanlardan gelen ışınlara karşı da korunmasına yardımcı olur. Küçük çerçeveli gözlükler her ne kadar kozmetik açıdan şık dursa da kaçınmak gerekir. Bunun yanında araba kullanırken, deniz kenarında da güneş gözlüğü kullanımı önemlidir. Bu gibi durumlarda UV miktarı artar. Bu nedenle de güneş gözlükleri ihmal edilmemeli. Son yapılan çalışmalara göre kahverengi tonlarında camları olan güneş gözlüklerinin UV filtrelemede daha efektif olduğu da bilinmektedir. Koyu renk camlar tek başına koruma sağlamaz. Aksine, göz bebeğinin büyümesine neden olarak zararlı ışınların göze daha fazla ulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle güvenilir ürünlerin tercih edilmesi büyük önem taşır" şeklinde konuştu.</p>
<h2>"YÜZERKEN KORUYUCU GÖZLÜK KULLANABİLİRSİNİZ"</h2>
<p>Yaz aylarında deniz ve havuz kullanımında da göz sağlığı açısından dikkat edilmesi gereken bir konu olduğuna değinen Op. Dr. Mehmet Ebri, "Havuz suyunda kullanılan klor ve diğer dezenfektanlar göz yüzeyinde tahrişe neden olabilirken, hijyen şartlarının yeterli olmadığı ortamlarda enfeksiyon riski de artabiliyor. Yüzme sırasında koruyucu yüzücü gözlüklerinin kullanılması gözleri bu olumsuz etkilerden korumaya yardımcı oluyor. Deniz suyunun yüksek tuz oranı da hassas gözlerde yanma ve batma hissine yol açabildiğinden, yüzme sonrasında gözlerin temiz suyla durulanması fayda sağlayabiliyor. Ayrıca sıcak hava ve yoğun güneş, göz kuruluğu şikâyetlerini de artırabiliyor. Özellikle klima kullanılan ortamlarda uzun süre vakit geçirmek gözyaşı tabakasının daha hızlı buharlaşmasına neden olabiliyor. Bilgisayar ve telefon ekranlarına uzun süre bakılması da bu etkiyi artırıyor. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek, ekran kullanımına düzenli aralar vermek ve gerekli durumlarda hekim önerisiyle suni gözyaşı damlalarından yararlanmak göz konforunun korunmasına katkı sağlayabiliyor" diye görüş verdi.</p>
<h2>ÇOCUKLARIN GÖZLERİ DAHA HASSAS</h2>
<p>"Çocukların göz sağlığı ise yaz aylarında ayrı bir hassasiyet gerektiriyor" diyen Op. Dr. Mehmet Ebri, "Çocukların göz merceği yetişkinlere göre ultraviyole ışınlarını daha fazla geçirebildiği için güneşin zararlı etkilerine karşı daha savunmasız oldukları biliniyor. Bu nedenle açık havada geçirilen süre boyunca çocukların da UV korumalı güneş gözlüğü kullanmaları öneriliyor" ifadelerini kullandı.</p> ]]></content:encoded>
                    <link><![CDATA[https://haber.mynet.com/sadece-koyu-cam-yetmiyor-gunes-gozlugu-alirken-dikkat-110107300916]]></link>
                    <media:content url="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/25351517/25351517-1600x900.jpg" expression="full" width="1600" height="900" type="image/jpeg">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Sadece koyu cam yetmiyor! Güneş gözlüğü alırken dikkat ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>Mynet</author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://haber.mynet.com/etiketlerde-gozden-kacan-detay-sanildigindan-daha-tehlikeli-110107300904</guid>
                    <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 10:50:55 +0300</pubDate>
                    <title><![CDATA[ Etiketlerde gözden kaçan detay! Sanıldığından daha tehlikeli ]]></title>
                    <description><![CDATA[ Hazır ve paketli gıdalarda raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılan koruyucu maddelerin, bilinçsiz ve uzun süreli tüketildiğinde sindirim sistemi üzerinde çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, “Özellikle mide, bağırsak ve karaciğer sağlığı açısından koruyucu madde içeren gıdaların kontrollü tüketilmesi gerekiyor” dedi. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ <p>Pratik olması nedeniyle sık tercih edilen paketli gıdaların, içeriklerindeki koruyucu maddeler nedeniyle sağlık açısından bazı riskler barındırdığını ifade eden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yılmaz Bilgiç, “Özellikle çocuklar koruyucu madde içeren ürünlere karşı daha hassas. Bu nedenle mümkün olduğunca taze hazırlanmış gıdaların tercih edilmesi sağlık açısından oldukça önemli” dedi.</p>
<h2>‘KORUYUCU MADDELER SİNDİRİM SİSTEMİ ÜZERİNDE OLUMSUZ ETKİLERE YOL AÇABİLİR’</h2>
<p>Hazır ve paketli gıdalarda raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılan koruyucu maddelerin sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Bilgiç, “Koruyucu maddeler gıdaların raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılıyor. Ancak uzun süre ve kontrolsüz tüketildiklerinde mide ve bağırsak sisteminde ishal, kabızlık ve bazı sindirim sistemi şikâyetlerine neden olabiliyor. Bu maddeler aynı zamanda karaciğer üzerinde de toksik etki oluşturabiliyor” dedi.</p>
<h2>‘KARACİĞER YETMEZLİĞİNE KADAR İLERLİYOR’</h2>
<p>Koruyucu maddelerin uzun süreli kullanımında karaciğer sağlığının da etkilenebileceğini ifade eden Prof. Dr. Bilgiç, “Bazı kişilerde hafif karaciğer enzim yüksekliği görülebilirken, uzun süreli maruziyet durumunda daha ciddi karaciğer hasarları gelişebiliyor. Bu nedenle özellikle içeriği bilinmeyen veya güvenilir olmayan ürünlerden uzak durulması büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<h2>‘TAZE GIDALARI TERCİH EDİLMELİ’</h2>
<p>Tüketicilerin satın aldıkları ürünlerin içeriğini mutlaka kontrol etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Bilgiç, “Sürekli tüketilecek ürünlerde güvenilir markalar tercih edilmeli ve ürün etiketlerinde yer alan içerikler incelenmelidir. Mümkün olduğunca koruyucu madde içeren hazır gıdalar yerine günlük hazırlanan taze yemeklerin tüketilmesini öneriyoruz. Bu hem sindirim sistemi hem de genel sağlık açısından daha doğru bir yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>‘ÇOCUKLAR DİKKAT ETMELİ’</h2>
<p>Çocukların koruyucu maddelere karşı daha hassas olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bilgiç, “Çocukların metabolizması bu maddelere daha hızlı tepki verebiliyor. Bu nedenle paketli ve koruyucu madde içeren gıdaların çocuklarda mümkün olduğunca sınırlandırılması gerekiyor. Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılması, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarının önlenmesi açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p> ]]></content:encoded>
                    <link><![CDATA[https://haber.mynet.com/etiketlerde-gozden-kacan-detay-sanildigindan-daha-tehlikeli-110107300904]]></link>
                    <media:content url="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/25349660/25349660-1600x900.jpg" expression="full" width="1600" height="900" type="image/jpeg">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ Etiketlerde gözden kaçan detay! Sanıldığından daha tehlikeli ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>Mynet</author>
                </item>
                                                <item>
                    <guid isPermaLink="true">https://haber.mynet.com/izmir-de-akilalmaz-olay-dis-agrisi-icin-gitti-ayagini-kullanamaz-hale-geldi-110107300891</guid>
                    <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 08:10:01 +0300</pubDate>
                    <title><![CDATA[ İzmir'de akılalmaz olay! Diş ağrısı için gitti ayağını kullanamaz hale geldi ]]></title>
                    <description><![CDATA[ İzmir'in Karabağlar ilçesinde yaşayan Şerif Osman, iddiaya göre diş ağrısı nedeniyle gittiği hastanede yapılan iğne sonrası sol bacağını kullanamaz hale geldi. Mesleğini yapamayan ve ailesinin geçimini sağlamakta zorlanan 3 çocuk babası genç adam, hastane ve doktor hakkında suç duyurusunda bulundu. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ <p>İzmir'in Karabağlar ilçesinde yaşayan mobilya ustası Serif Osman, geçen yıl ekim ayında şiddetli diş ağrısı şikayetiyle Gaziemir'de bulunan bir hastanenin acil servisine başvurdu. Hastanede kendisine kalçasından iğne yapıldı. Ancak iddiaya göre enjeksiyonun ardından talihsiz adamın sol bacağında şiddetli ağrı, hareket kaybı ve zamanla kısalma oluştu. </p>
<p><img src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/25346558/1200xauto.jpg" alt="AW740125_02" /></p>
<p>Osman, şikayetlerinin artması üzerine başka bir hastaneye başvurdu. Orada yapılan tetkiklerin ardından, bacağındaki hasarın yapılan yanlış iğne uygulamasından kaynaklandığı söylendi. Sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale gelen 3 çocuk babası genç adam, hastane ve işlemi yapan doktor hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>
<h2>"BİR TANE İĞNE İÇİN HAYATIM MAHVOLDU"</h2>
<p>Yaşadığı süreci anlatan Şerif Osman, "Dişimdeki iltihaptan dolayı hastaneye gittim. Doktor durumumu dinledikten sonra, ‘Sana bir antibiyotik ilaç yazıyorum, sonra bir de iğne vereceğim' dedi. Yan taraftaki hemşire odasına girdim. Kalçadan bir iğne vurdu. Hemşire iğneyi sokunca bir ağrı yaptı, ardından ilacı boşaltınca bacağımda bir yanma oluştu. Ayağa kalktım ama bacağım boşaldı ve direkt yere düştüm. Daha sonraki süreçte bacağım şişmeye başladı. Bu şişlik bir ay boyunca devam etti. Yanma hissi başladı. İki-üç ay yataktaydım, ağrımdan ve sancımdan dolayı hiç hareket edemiyordum. Mağdurum, bir senedir çalışamıyorum ve çocuklarım perişan oldu. Borçlanmış durumdayım. Bir tane iğne için hayatım mahvoldu" diye konuştu.</p>
<h2>"ŞU AN ÇALIŞAMIYORUM PERİŞAN OLDUM"</h2>
<p><img src="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/25323917/1200xauto.jpg" alt="AW740125_03" /></p>
<p>Şişlikten dolayı başka bir hastaneye gittiğini ifade eden Osman, "Orada tetkikler yaptırdım. Doktor ağrı kesici yazdı ama ona rağmen sancıdan duramıyordum. Ağrımdan dolayı yemek bile yiyemiyorum. Oradaki doktor bana ‘durumun bu iğneden dolayı kaynaklandığını' söyledi ve ‘Korkma, daha gençsin, ileride geçer ama zaman ister. İki-üç sene sürer" dedi. Şu anda çalışamıyorum. Perişan oldum. Bu olay ilk olduğunda eve gelmiştim ve sabaha kadar bacağım iyice şişmişti. Sabah saat 6'da direkt aynı hastaneye gittim ve aynı doktoru buldum. ‘Doktor bey, bana iğne verdin, bak ayağımı ne hale getirdi, şişti' dedim. Doktor bana, ‘Sen bir yerde düştün mü, bir şey mi oldu?' diye sordu. Ben de ‘Doktor bey, hiçbir şeyim olmadı, tamamen iğneden dolayı oldu' dedim" ifadelerine yer verdi.</p>
<p>"Şikayetçi oldum"
Ayağında sancı ve ağrı olduğu için çalışamadığını ve ayağını fazla zorlayamadığını aktaran Osman, "Üç tane bebeğim var. Bu bebeklerin geleceği, hayatları ne olacak? Hastaneye dava açtım ve şikayetçi oldum. İnşallah hakkımı alırlar. Bir tane iğne için benim ve çocuklarımın hayatını bitirdiler" açıklamalarında bulundu.</p>
<p>"Süreci takip ediyoruz"
Şerif Osman'ın avukatı Ebru Bilgen ise "Müvekkilimiz ofisimize ilk geldiğinde, diş ağrısı şikayetiyle Gaziemir'deki bir hastaneye gittiğini, kendisine burada uygulanan enjeksiyon işlemi sonrasında bacağında kısalma meydana geldiğini ve eski sağlığını kaybettiğini söyledi. Şerif Bey, olayın meydana geldiği dönemde Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunmuş. Biz o süreci takip ediyoruz. Tazminat davası açmak üzere başvuruyu da yaptık. Yasal sürelerin dolmasının ardından davayı açacağız" dedi.
Sözlerini sürdüren Bilgen, şunları kaydetti:
"Müvekkil bize geldiği andan itibaren, özellikle mesleğini kaybettiği için çok üzgün. Kendisi mobilya ustası ve sürekli beden gücüyle çalışıyor. Hastaneye bacağında hiçbir problem olmadan girip, iğne sonrasında bacağını kaybederek çıkması söz konusu. Bakmakla yükümlü olduğu çocukları ve eşi var. Onların geçimini nasıl sağlayacağı konusunda ciddi kaygılar yaşıyor. Çocukları da babasını o durumda görmekten dolayı çok üzgün. Bana geçmiş videolarını izletti. Gayet mutlu bir aile. Ancak bu olaydan sonra maalesef bacağını eskisi gibi kullanamıyor."</p> ]]></content:encoded>
                    <link><![CDATA[https://haber.mynet.com/izmir-de-akilalmaz-olay-dis-agrisi-icin-gitti-ayagini-kullanamaz-hale-geldi-110107300891]]></link>
                    <media:content url="https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/25346558/25346558-1600x900.jpg" expression="full" width="1600" height="900" type="image/jpeg">
                        <media:description type="plain">
                            <![CDATA[ İzmir'de akılalmaz olay! Diş ağrısı için gitti ayağını kullanamaz hale geldi ]]>
                        </media:description>
                    </media:content>
                    <author>Mynet</author>
                </item>
                        </channel>
</rss>
