Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar günün büyük bölümünü ebeveynlerinden uzakta geçiriyor. Öğretmenler, servis şoförleri, antrenörler, arkadaşlar ve diğer yetişkinlerle daha fazla iletişim kuruyor.
Uzmanlara göre bu nedenle çocukların kendi bedenleri üzerinde söz sahibi olduklarını bilmeleri büyük önem taşıyor. Beden güvenliği konusunda yapılacak konuşmaların çocukları korkutmak yerine onları bilinçlendirmeye yönelik olması gerekiyor.

Çocukların en başta öğrenmesi gereken kurallardan biri, kendi bedenleri üzerinde söz sahibi oldukları.
Çocuklar istemedikleri halde birine sarılmak, öpmek ya da kucağına oturmak zorunda olmadıklarını bilmeli. Aileler bunun yerine el sallamak, çak yapmak veya sadece selam vermek gibi alternatifler sunabilir.
Uzmanlar, çocuklara vücut bölümlerinin doğru isimlerinin öğretilmesini tavsiye ediyor.
Doğru ifadelerin kullanılması, çocuğun yaşadığı bir durumu daha açık şekilde anlatabilmesine yardımcı olabilir. Özellikle mahrem bölgeler konusunda çocukların hangi bölümlerin özel olduğunu bilmesi önem taşıyor.

Çocuklara mayo veya iç çamaşırıyla kapatılan bölgelerin özel olduğu anlatılmalı.
Bu bölgelere kimsenin dokunamayacağı, görülmesini isteyemeyeceği ve çocuğun kendisini rahatsız eden bir durum olduğunda bunu mutlaka güvendiği bir yetişkine anlatabileceği öğretilmeli.
Sağlık muayenesi veya kişisel bakım gibi gerekli durumların ise güvenilir bir yetişkinin bilgisi ve uygun gözetimi altında gerçekleştiği açıklanabilir.
Çocukların istemedikleri bir temas karşısında "hayır" deme, uzaklaşma ve yardım isteme hakkına sahip olduklarını bilmeleri gerekiyor.
Bu kişinin tanıdıkları biri olması da durumu değiştirmiyor. Çocuk, kendisini rahatsız eden herhangi bir davranış karşısında sınır koyabileceğini öğrenmeli.

Uzmanlar çocuklara "sürpriz" ile "sır" arasındaki farkın da anlatılmasını öneriyor.
Doğum günü hediyesi gibi sürprizlerin bir süre sonra ortaya çıkacağı anlatılabilir. Ancak dokunmayla ilgili veya çocuğu rahatsız eden bir şeyin sır olarak saklanmaması gerektiği özellikle vurgulanmalı.
Çocuğun kendisini güvende hissetmediği bir durumda konuşabileceği birkaç yetişkin belirlemek faydalı olabilir.
Anne ve baba dışında öğretmen, okul danışmanı, büyükanne-büyükbaba veya güvenilen başka bir yetişkin bu kişiler arasında yer alabilir.
Çocuğa, ilk anlattığı kişi kendisini dinlemezse başka bir güvenilir yetişkine anlatmaya devam etmesi gerektiği de söylenmeli.

Beden güvenliği konusunda en önemli mesajlardan biri de çocukların yaşadıkları bir durumu anlattıklarında suçlanmayacaklarını bilmeleri.
Uzmanlar, ebeveynlerin çocuklarına "Ne olursa olsun bana anlatabilirsin" mesajını vermesini öneriyor.
Beden güvenliği tek seferde anlatılıp geçilecek bir konu değil. Uyku ziyaretleri, spor faaliyetleri, okul gezileri veya çocuğun ebeveynlerinden uzakta kalacağı diğer durumlar öncesinde konu yeniden hatırlatılabilir.
Küçük çocuklarla oyunlar ve hikayeler üzerinden sınırlar konuşulabilir. Daha büyük çocuklarla ise akran baskısı, dijital iletişim, kişisel sınırlar ve karşılıklı rıza gibi konular ele alınabilir.
Uzmanlara göre amaç çocukları korkutmak değil, kendi sınırlarını tanıyan, rahatsız olduklarında konuşabilen ve yardım isteyebilen bireyler olarak yetişmelerini sağlamak.
Okuyucu Yorumları 0 yorum