Bu kez mesele yalnızca zayıf görünmek değil...
Çünkü kadın bedeni tarih boyunca yalnızca estetik bir mesele olmadı. Üzerinde sürekli denetim kurulan, ölçülen, küçültülen ve yeniden biçimlendirilen bir alan oldu. Korselerden detoks çaylarına, mucize diyetlerden zayıflama haplarına uzanan uzun zincirin son halkası bugün enjeksiyon kalemleri.

Sağlık elbette önemlidir. Obezite tedavisinde kullanılan ilaçların belirli hastalar için büyük faydalar sağlayabildiği de inkar edilemez. Ancak tıbbi gereklilik ile estetik baskının birbirine karıştırıldığı noktada ciddi bir sorun başlıyor. Bir ilacın tedavi amacıyla geliştirilmiş olması, onun güzellik standardının parçası haline gelmesini meşrulaştırmıyor.
Daha da düşündürücü olan ise bu hızlı kilo kaybının bedeli. Kas kaybı, kemik yoğunluğunun azalması, güçsüzleşen bir beden... Kadınların yalnızca daha ince değil, aynı zamanda daha kırılgan hale gelmesi.
Yıllardır kadınlara güçlü olmaları söylendi. Spor yapmaları, kendi ayakları üzerinde durmaları, hayatın her alanında var olmaları istendi. Şimdi ise aynı kültür, fiziksel gücü azaltabilecek bir görünümü yeniden ideal ilan ediyor.
Moda dünyası da bu dönüşümün en hızlı aynalarından biri oldu. Birkaç yıl öncesine kadar kapsayıcılık, beden çeşitliliği ve temsil üzerine kurulan söylem yerini yeniden tek tip bedene bırakıyor. Büyük beden modeller sessizce ortadan kayboluyor; podyumlar yeniden neredeyse yalnızca sıfır bedenlerden oluşuyor.
Demek ki "çeşitlilik" de ancak piyasanın işine geldiği sürece değerliydi.
Sosyal medya algoritmaları inceliği ödüllendiriyor. "What I eat in a day" videoları milyonlarca kez izleniyor. Aç kalmak irade göstergesi, küçülmek başarı hikayesi gibi sunuluyor.
Kadınların kendilerine ayıracak zihinsel enerjisi ise yeniden kalori hesaplarına, tartı rakamlarına ve bedenlerini düzeltme çabasına yönlendiriliyor.
Bir kadın gün içinde kaç kez bedeniyle meşgul oluyorsa, o kadar az zamanı üretmeye, düşünmeye, yaratmaya ve dünyaya müdahale etmeye kalıyor.
Naomi Wolf yıllar önce güzellik ideallerinin yalnızca estetik olmadığını, aynı zamanda politik olduğunu söylemişti. Bugün bu tespit hala güncelliğini koruyor. Çünkü güzellik standartları değişse de kadınlardan beklenen şey değişmiyor: Kendilerini sürekli eksik hissetmeleri.

Yeni ürünler, yeni ilaçlar, yeni diyetler, yeni uygulamalar...
Hiç bitmeyen bir döngü.
Kadınların gerçekten daha ince olmaya mı ihtiyacı var, yoksa daha güçlü olmaya mı?
Çünkü güçlü bir beden yalnızca kaslardan ibaret değildir. Güçlü beden, kendi ihtiyaçlarını dinleyen, açlığından utanmayan, yer kaplamaktan çekinmeyen ve varlığını küçültmek zorunda hissetmeyen bedendir.
Belki de bugün en radikal eylem, biraz daha küçülmek değil; olduğu gibi, bütün ağırlığıyla hayatta kalabilmektir.
Okuyucu Yorumları 0 yorum