---
title: "Bebek İsim ve Anlamları"
date: "2016-01-13 15:38:01"
author: "Mynet"
tags: "Anne Çocuk"
canonical_url: "https://3aa32375-6dc9-411a-b69d-feea9bec2b5f.atarimworker.io/bebek-isim-ve-anlamlari-1183494-mykadin"
original_url: "https://3aa32375-6dc9-411a-b69d-feea9bec2b5f.atarimworker.io/bebek-isim-ve-anlamlari-1183494-mykadin"
---
# Bebek İsim ve Anlamları
![](https://ancillary-proxy.atarimworker.io?url=https%3A%2F%2Fimgrosetta.mynet.com.tr%2Ffile%2F71942%2F640xauto.jpg)
**KIZ BEBEK İSİMLERİ**
A
AÇELYA: Fundagillerden çok renkli çiçekler açan bitki  
AHSEN: Çok güzel, olağanüstü güzel  
AHU: Ceylan, karaca 2.Çok güzel,ince,zarif kadın.  
AJDA: Filiz,sürgün. Çok genç.  
AJLAN: Hızlı, çabuk, telaşlı  
AKASYA: Güzel kokulu bir süs bitkisi  
AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün, ışıklı gün  
AKTAN: Ak renkli tan; Kutlu tan, uğurlu tan  
ALÇİN: Kızıl renkli küçük bir kuş  
ALEV: Yanan cisimlerin görüntüsünü tarif etmek için kullanılan bir kelime  
ALGIN: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun  
ANDAÇ: Anılar, hatıralar  
ANIL: Başkaları tarafından sözün edilsin  
ARMAĞAN: Hediye, ödül  
ARZU: Herhangi bir şey için duyulan aşırı istek  
ARZUM: İsteğim,dileğim,hevesim.  
ASENA: Dişi kurt, güzel kız  
ASLI: Temelli,köklü. Bir şeyin benzeri.  
ASU: Azgın, huysuz, isyan eden. Afacan.  
ASUMAN: Gökyüzü  
AYBEN: Ben ayım anlamında  
AYBİKE: Ay gibi güzel kız  
AYCAN: Ay gibi sevilen,aydınlık can.  
AYÇA: Yay biçimindeki ay,Hilal.  
AYDA: Dere kıyılarında yetişen bir bitki  
AYDAN: Güzelliğini aydan almış,ay gibi parlak ve güzel  
AYDENİZ: Hem ay, hem de deniz  
AYGÜN: Hem ay, hem gün  
AYLA: Bazı yıldızların ve ayın etrafındaki ışık çemberi  
AYLİN: Ayla ile aynı anlamdadır  
AYNUR: Ay ışığı  
AYSEL: Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olan  
AYSU: Ay gibi parıltılı ve su gibi berrak.  
AYSUN: Ay gibi ışıltılı ve güzel.  
AYŞE: Rahat ve huzur içinde yaşayan  
AYŞEGÜL: Güller içinde mutlu yaşayan.  
AYŞEN: Neşeli,gülen,aydınlık.  
AYŞİM, AYŞİN: Parlak ışık saçan.  
AYTEN: Güzel bir tene sahip olan.  
AZRA: Üstünde hiç yürünmemiş kum; Yeni yetme kız
B
BAHAR: Yazla kış arasında olan mevsim. Güzellik,gençlik çağı.  
BALIN: Yar, sevgili  
BANU: Prenses; Hanımefendi. Yeni evli gelin.  
BAŞAK: Ekinlerin tanelerini taşıyan baş kısmı  
BEGÜM: Hanım; Kadın hükümdar.  
BELDE: Memleket, şehir, kasaba  
BELGİN: Kesin ve eksiksiz belirlenen  
BELKIS: Efsaneye göre Hz. Süleyman zamanındaki Saba melikesinin adı.  
BELMA: Uysal,sakin.  
BENAN: Parmak uçları  
BENAY: Ben ayım, ay gibiyim  
BENGÜ: Ölümsüz, sonsuz  
BERGÜZAR: Anılmak için verilen şey, andaç  
BERİL: Zümrüt  
BERİN, BERRİN: En yüksek, en ulu anlamında  
BERNA: Bağlı, bağlanmış; Genç, körpe, delikanlı  
BERRAK: Duru  
BERRAN: Keskin, kesici  
BETÜL, BETİL: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma'nın diğer isimleri  
BEYZA: Çok beyaz, lekesiz  
BİHTER: Daha iyi, en iyi  
BİLGE: Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi  
BİLLUR: Pek duru, pürüzsüz  
BİNGÜL: Gülü bol; Gül bahçesi  
BİNNAZ: Çok nazlı,cilveli,kaprisli.  
BİNNUR: Çok ışıklı, ışığı gür  
BİRİCİK: Bir tane, tek, emsalsiz  
BİRGÜL: Tek ve güzel bir gül.  
BİRSEN: Yalnız sen  
BUKET: Çiçek demeti  
BURCU: Güzel koku, ıtır  
BURÇAK: Bir bitki  
BURÇİN: Dişi geyik
C
CANAN: Gönülden sevilmiş, yar.  
CANAY: Ay gibi temiz.  
CANDAN: İçten, gönülden  
CANDAŞ: Candan, değerli dost  
CANSEL: Hayat veren su.  
CANSIN: İçten,gönüldensin.  
CANSU: Can suyu. Hayat veren su.  
CEREN: Çok hızlı koşan, gözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, zarif hayvan; ceylan  
CEYDA: İnce-uzun boyunlu ve güzel  
CEYLAN: Süzgün ve tatlı bakışlı. Yapısı ince ve uyumlu olan. Gözlerinin güzelliğiyle ünlü zarif, ince bacaklı memeli.
Ç
ÇAĞLA: Badem, kayısı,erik gibi yemişlerin olgunlaşmamış hali  
ÇAĞRI: Davet. Doğan kuşu. Mavi hareli göz.  
ÇİÇEK: Bir bitkinin değişik renklerle bezenmiş kokulu bölümü  
ÇİĞDEM: Akdeniz çevresinde yetişen çok renkli kır bitkisi  
ÇİLER: Şarkılar söyleyen, şakıyan
D
DAMLA: Yağmur ya da bir sıvının çok küçük yuvarlak biçimli parçası  
DEFNE: Yaprakları güzel kokulu, yaz-kış yeşil olan bir bitki  
DEMET: Çiçek bağlamı, deste  
DENİZ: Yeryüzünün çoğunu örten engin su  
DERYA: Büyük deniz anlamında  
DEVRİM: Yerleşik toplumsal düzenini , köklü, hızlı ve geniş kapsamlı olarak değiştirme.  
DİCLE: Bir nehir adı. Ulu ırmak.  
DİDEM: Gözüm gibi sevdiğim, sevgilim  
DİLARA: Gönül alan, gönül okşayan.  
DİLEK: İstek, rica,arzu.  
DİLHAN: İçten ve yürekten konuşan  
DİLŞAH: Gönül şahı,sevgili,sultan.  
DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; Tabiat  
DOĞAY: Ayın yeni doğuş hali  
DUYGU: Kişi, olay ve nesnelerin bireyin iç dünyasında uyandırdığı izlenim  
DUYGUN: Duygulu,hassas,hisli kişi.
E
EBRU: 1.Keman kaş. 2.Bulut rengi. 3.Bir sanat dalı  
ECE: Kraliçe. Güzel kız,kadın.  
ECESU: Su gibi berrak ve güzel.  
EDA: Naz, cilve. Davranış,tavır. Verme,ödeme. (Namaz için)kılma,yerine getirme. Üslup.  
ELANAZ: Ela gözlü,nazlı güzel.  
ELANUR: Ela gözleriyle nur saçan.  
ELÇİN: Deste, tutam  
ELİF: Kibar, narin yapılı, ince-uzun boylu kız.  
ELVAN: Renkler,çeşitler.  
EMEL: Arzu, özlem.  
EMİNE: İnanılır,güvenilir.  
ESEN: Sağlıklı, salim  
ESER: Emek sonucu ortaya çıkan ürün, yapıt; Yok olmuş bir nesneden kalan parça  
ESİN: Sabah rüzgarı  
ESMA: İsimler,adlar. Çok yüksek olan.  
ESNA: Yüksek, yüce. Bir işin yapıldığı an.  
ESRA: En çabuk, çok çabuk  
EVİN: Bir şeyin içindeki öz; Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü  
EZGİ: Melodi, şarkı, türkü
F
FATMA: Çocuğunu sütten kesen kadın.  
FERAH: Aydınlık, iç açıcı  
FERDA: Gelecek zaman, yarın; Kıyamet  
FERHAN: Sevinçli, gönlü hoş  
FERİDE: Eşi benzeri olmayan,tek. Çok değerli inci.  
FEYZA: Bolluk, çokluk, bereket. Taşkın.  
FİGEN: Yaralayan, kıran  
FİLİZ: Tohumdan çıkan sürgün. İnce ve güzel vücutlu.  
FİRDEVS: Cennetler. Cennet bahçeleri.  
FİRUZE: Açık mavi renkte, değerli bir süs taşı  
FULYA: Nergisgillerden güzel kokulu sarı bir çiçek  
FUNDA: Çalı ormanı, çalılık; Püskül, tepelik  
FÜSUN: Büyü
G
GAMZE: Gülerken bazı kişilerde yanaklarda beliren çukur  
GAYE: Amaç, erek  
GELİNCİK: Yazın kırlarda yetişen parlak kırmızı renkli bir çiçek  
GİZEM: Sır; Aklın erişemediği çözülemeyen şey  
GONCA: Tam açılmamış çiçek  
GÖKBEN: Ben gökyüzü anlamında  
GÖKÇE: Gök mavisi, mavi gözlü güzel  
GÖNÜL: İstek, arzu, sevgi.  
GÖZDE: Çok sevilen, beğenilen nitelikte olan. Çok güzel.  
GÜHER: Cevher  
GÜL: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeğine verilen ad; Gülmek eyleminden gül  
GÜLAY: Gül gibi güzel, ay gibi aydınlık olan.  
GÜLBEN: Gül yüzlü,gül gibi beni olan.  
GÜLBİN: Gül fidanı, gül yetişen yer.  
GÜLCE: Gül gibi.  
GÜLÇİN: Gül toplayan, gül seven.  
GÜLEN: Güleç yüzlü, mutlu anlamında  
GÜLENAY: Güleç ay, gülümseyen ay; Ay gibi gülümseyen güzel  
GÜLFEM: Ağzı gül gibi olan  
GÜLGÜN: Gül renkli; Gülen, gülümseyen  
GÜLİN: Güzel,zarif.  
GÜLİZ: Gül yetiştiren  
GÜLİZAR: Al yanaklı, gül yanaklı; Alaturka müzikte bir bileşik bir makam  
GÜLNİHAL: Gül fidanı.  
GÜLRİZ: Gül saçan  
GÜLRU: Gül yüzlü, gül yanaklı  
GÜLSÜN: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında  
GÜLŞAH: Gül dalı; Güzelliğiyle ün salmış olan  
GÜLŞEN: Gül bahçesi  
GÜLÜM: Bana ait olan gül. Canım.  
GÜNAY: Hem gün, hem ay  
GÜNNAZ: Nazlı kişi.  
GÜNNUR: Güneş gibi ışık saçan.  
GÜZİN: Seçilmiş, seçkin. Beğenilen.  
GÜZÜN: Güz mevsiminde olan
H
HALE: Ayın çevresindeki ışık halkası.  
HANDAN: Güleç, sevinçli,şen şakrak.  
HANDE: Gülüş, gülme. Açılma. Eğlenme.  
HARİKA: Sıradanlığın üstündeki nitelikleriyle insanda hayranlık uyandıran  
HAZAR: Barış  
HEVES: Bir şeye duyulan istek  
HELİN: Yuva  
HÜLYA: İnsanın kurduğu tatlı düş, sevda  
HÜMA: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu  
HÜMEYRA: Kızıllık, pembelik
I
ILGAZ: Atın dört nala koşması. Hücum,akın.  
ILIM: Uzlaşmacı yumuşaklık  
IRMAK: Akarsuların en büyüğü  
IŞIK: Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji. Aydınlık,nur.  
IŞIL: Pırıltı, parlaklık, ışık, aydınlık  
IŞIN: Bir kaynaktan belli bir doğrultuya giden ışık çizgisi
İ
İDİL: Kır yaşamı içinde aşk konusunu işleyen kısa şiir; Volga ırmağına Türkler'in verdiği ad  
İLGİ: İki şey arasındaki ilişki; Bir şeye duyulan merak; Eğilim  
İLKAY: Ayın ilk hali.  
İLKE: Temel alınan düşünce, kural  
İLKİM: İlk çocuğum anlamında  
İLKNUR: İlk ışık  
İMGE: Düş, hayal, görüntü, tasarım  
İNCİ: Süslemede kullanılan, istiridyede yetişmiş değerli madde  
İPEK: İpekböceği kozasından elde edilen ince, parlak kumaş. Kibar, zarif.  
İREM: Bahçeleriyle ünlü masal kenti  
İZEL: El izi anlamında  
İZİM: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında
J
JALE: Çiğ, kırağı. Sabahları otların üzerinde olan su damlaları  
JÜLİDE: Dağınık, karmakarışık
KADER: Değişmez bir karar ile iyilik ya da kötülük hazırladığına inanılan olağan üstü güç  
KADRİYE: Değerle ilgili / İtibar, onur  
KAMELYA: Çaygillerden büyük çiçekler açan bir bitki – Yabangülü  
KAMİLE: Tam, eksiksiz, kemale ermiş, bilgin, bilgili  
KAMURAN: İstediğine ulaşmış, mutlu  
KARANFİL: Kokulu bir çiçek  
KARDELEN: Baharda çok erken açan bir çiçek, çiğdem  
KARMEN: Parlak kırmızı  
KAYRA: Büyük birinden gelen iyilik – İhsan  
KERİMAN: Cömert, ulu, büyük  
KERİME: Cömert, ulu, büyük, kız çocuk  
KEVSER: Cennette bir akarsuyun adı  
KISMET: Talih, nasip, kader  
KIVILCIM: Yanan bir maddeden sıçrayan ateş parçası  
KIYMET: Değer, paha (baha), bedel  
KİRAZ: Gülgillerden bir meyva ağacının sulu  
KUMRU: Güvercinden küçük boz renkli kuş  
KÜBRA: En büyük
L
LALE: Çan biçiminde bir çiçek  
LAMİA: Parlayan, parlak.  
LEYLA: Saçları gece gibi simsiyah olan kadın; Çok karanlık gecede görülen ışık.
M
MAHPERİ: Güzeller güzeli.  
MANOLYA: Bir süs bitkisi  
MELDA: İnce ve taze bedenli  
MELEK: Tanrı katında bulunan ruhani varlıkların her biri  
MELİKE: Kadın hükümdar, padişah eşi.  
MELİS: Bal, bal arısı  
MELİSA: Oğul otu  
MELTEM: Yazın karadan denize doğru esen yel  
MERVE: Mekke'de Safa dağının karşısındaki kırmızı renkli tepenin adı  
MİNE: İnce ve parlak nakış; Madenler üzerine vurulan renkli cam tabakası  
MÜGE: İnci çiçeği  
MÜJDE: Sevindirici haber; İyi haber getirene verilen bağış
N
NAZ: İsteksiz gibi görünen, çekingen davranış  
NAZAN: Cilve yapan,nazlanan,nazenin.  
NAZLI: Naz yapan; İşveli, edalı  
NECLA: Evlat, çocuk. Soylu.  
NERGİS: Bir süs bitkisi  
NERMİN: Yumuşak,narin,ince.  
NESLİ: Soylu.  
NESLİHAN: Han soyundan. Sevgi ile hükmeden.  
NEVAL: Talih,kader,kısmet.  
NEVRA: Beyaz çiçek. Işıklı olma, parlaklık.  
NİHAL: İnce ve düzgün vücutlu sevgili. Fidan, taze sürgün.  
NİHAN: Saklanmış, gizli olan; Sır  
NİL: Çivit. Mısır'da bir nehir  
NİLAY: Işıklı mavi,ışıklı lacivert.  
NİLGÜN: Lacivert renkli, çivit renginde  
NİLÜFER: Durgun sularda yetişen, değişik renkli ve uzun ömürlü su bitkisi  
NUR: Aydınlık, parıltı, parlaklık  
NURAN: Nurlu, ışıklı.  
NURAY: Işık saçan.  
NURCAN: Aydınlık insan.  
NÜKHET: Güzel koku
O
OYA: Bir nesneye oyularak yapılan süs; Genellikle ipek veya ibrişim ile iğne, mekik, tığ kullanılarak yapılan ince dantel  
OYLUM: Hacim, dirim; İçi oyulmuş, çukur duruma getirilmiş; resimde derinlik, üç boyutluk etkisi, mimarlıkta mekan karşılığı
Ö
ÖZBEN: Bireyin kendi varlığı; gerçek ben anlamında  
ÖZDE: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan  
ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili  
ÖZGE: Yabancı. İyi, güzel. Cana yakın, şakacı. Yürekli, gözü pek  
ÖZLEM: Bir şeye karşı duyulan istek, bir kimseyi ya da bir şeyi görme, kavuşma isteği; Hasret  
ÖZNUR: Özü ışıklı,aydınlık.
P
PAPATYA: Baharda çiçek açan bir kır bitkisi  
PELİN: Acı ve güzel kokulu bir bitki  
PETEK: Arıların bal topladıkları balmumu yuvacıkları  
PINAR: Büyük su kaynağıÖYKÜ: Hikaye, ayrıntılarıyla anlatılan olay
R
RAHŞAN: Parlayan, parlak, aydınlık,ışıltı.  
RENGİN: Boyalı, renkli; Hoş, latif ve güzel  
REYHAN: Yaprakları güzel kokan bir süs bitkisi, fesleğen  
REZZAN: Ağırbaşlı, onurlu  
RUHŞEN: Neşeli, canlı.
S
SANEM: Çok güzel kadın; Put  
SEBLA: Uzun kirpikli göz  
SEÇİL: Beğeni, sevgi, üstünlük gösterilen  
SEÇKİN: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit  
SEDA: Ses; Doğa veya bir engele çarpıp geri dönen ses, yankı  
SEDEF: Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz madde SEDEN: Uyanık, tetikte; Gözü açık olmak  
SEHER: Tan ağartısı  
SELDA: Bir söğüt cinsi  
SELEN: Haber, müjde  
SELİN: Gür akan su  
SELMA: Barış içinde,huzur,erinç.  
SELMİN: Barış ve sevgi duygusuyla dolu olan  
SEMA: Gökyüzü; göç  
SEMEN: Yasemin çiçeği. Semizlik.  
SEMRA: Esmer kadın.  
SENEM: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı; Arapça'da put; Arapça'da kendine tapılacak kadar güzel olan kadın, sevgili, güzel  
SERAP: Çorak yerlerde, çölde, sıcak ve ışığın etkisiyle, ileride, yakında ya da ufukta su veya yeşillik var gibi görünmesi olayı  
SERAY: Ay gibi güzel  
SERMA: Kış soğuğu  
SERPİL: Gelişmek, büyümek  
SERPİN: Yağmur  
SERRA: Rahatlık, kolaylık  
SERTAP (SERTAB): İnatçı anlamında  
SEVAL: Severek al anlamında  
SEVDA: Vurgunluk, tutkunluk, aşk; Heves, arzu, kuvvetli istek  
SEVGİ: İnsanı bir şeye ya da bir kişiye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu  
SEVİL: Her zaman sevilen biri ol  
SEVİM: Sevmek eylemi; Bir kişi ya da bir şeyde bulunan o kişi ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik  
SEVİNÇ: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku  
SEVTAP: Tapılacak kadar çok sevilen.  
SEYLAN: Sel, akma, akış  
SEZEN: Hisseden, sezgili  
SEZER: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar  
SEZGİ: Sezmek eyleminden sezgi; Sezme yeteneği  
SEZİN: Sezinleme işi, sezme. Duygulu, anlayışlı.
SİBEL: Henüz yere düşmemiş yağmur damlası  
SİMGE: Anlamı olan harf, bitki gibi işaretler  
SİNEM: Yüreğim, çok sevdiğim  
SUMRU: Bir şeyin yüksek yeri, tepesi  
SUNA: Boylu, poslu, yakışıklı. Yaban ördeği.  
SUZAN: Yakan, yakıcı.
Ş
ŞAFAK: Gündoğumundan önceki aydınlık  
ŞEBNEM: Çiğ, gece nemi, jale  
ŞENAY: Mutlu geçen ay  
ŞEYDA: Çılgın, deli divane  
ŞİRİN: Cana yakın, sevimli  
ŞULE: Alev, ateş alevi  
ŞÜKRAN: İyilik bilme, minnettarlık
T
TANSU: Göğüsle ilgili  
TAYYİBE: 1.İyi davranış. 2.Yatıştırıcı, hoşa giden söz  
TİJEN: Taç, taçlar  
TİLBE: Put - Güzel kadın  
TUBA: 1.Cennette bulunduğun inanılan büyük ağaç. 2.Güzellik, iyilik. 3.Rahat  
TUĞÇE: Küçük tuğ  
TÜLAY: Ayın ince ışığı  
TÜLİN: Ayın çevresinde görülen ışık halkası  
TÜRKAN: 1.Kraliçe. 2.Güzel kız
Ü
ÜLKÜ: Amaç, ideal
V
VİLDAN: Yeni doğmuş çocuklar
Y
YASEMİN: Çeşitli renklerde kokulu çiçekleri olan bir bitki  
YELİZ: Ferah yer, aydınlık, havadar  
YEŞİM: Açık yeşil ve pembe renkli kolay işlenen değerli bir taş  
YILDIZ: Gökyüzündeki ışıklı cisimlerin her biri.  
YONCA: Çiçekleri kırmızı veya mor renkli çayır bitkilerinin genel adı
Z
ZEHRA: Çok beyaz, parlak yüzlü  
ZELİHA: Züleyha, su perisi  
ZERRİN: Altından yapılmış.  
ZEYNEP: Süs, bezek.  
ZUHAL: Satürn gezegeninin adı.  
ZULAL: Hafif, güzel, soğuk su.  
ZÜMRÜT: Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı.
**ERKEK BEBEK İSİMLERİ**
A
Abidin: Dua eden / Duacı  
Acar: Becerikli, yetenekli  
Acaralp: Cesur, yiğit kişi  
Acarsoy: Yiğit, güçlü soy  
Acun: uzay içindeki gök varlıklarının tümü, evren  
Adem: Allah'ın yarattığı ilk insan  
Adil: Adaletli, hakça davranan  
Adnan: İki gökyüzü, iki cennet  
Agah: Bilgili, bilen, haberli, uyanık  
Aktuğ: Değerli, önemli  
Ali: Yüce, üstün.  
Alican: Yüce insan  
Alp: Yiğit  
Arat: Yürekli, cesur  
Arda: Asa
B
Baha: Değer, güzellik  
Bahadır: Yiğit, kahraman  
Bahri: Denizle ilgili, denizci, denizin gücü, sonsuzluğu  
Balaban: Bir tür yırtıcı kuş. İri cins birtür Doğan (kuş)  
Barbaros: "Barba Rosse" Kırmızı sakal. Asıl adı Hızır olan büyük Türk amiraline Avrupalıların taktığı ad  
Barış: Savaştan ya da dargınlıktan sonra, iki yanın uzlaşması, anlaşması  
Barlas: Savaşçı yiğit  
Baran: Yüksek, iri  
Barın: Güç, kuvvet  
Bartu: En eski Türk hanlarından birinin adı  
Batu: Güçlü  
Birkan: Soylu  
Boğaç: Dede Korkut hikayelerindeki bir kahraman  
Bora: Şiddetli fırtına  
Buğra: Erkek deve  
Bülent: Yüksek, ulu
C
Cahit: Çok çalışan  
Can: İnsanın kendi varlığı, yaşam, birey kişi, ruh, güç kuvvet  
Candemir: Canı demir gibi sağlam, demir gibi kimse, demir canlı  
Caner: Yürekten sevilecek kimse  
Cankut: Kutlu kimse, uğurlu can  
Canol: "Yaşamım ol, canım ol, bana can ol"  
Canpolat: Canı polat gibi sağlam, canlı, çelik gibi kimse  
Cansın: Çok cana yakınsın  
Cantekin: Biricik can, can şehzade  
Cengiz: Yılmaz, dönmez, yumuşamaz kimse, güçlü kimse, asıl adı Timuçin olan Ve Büyük Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu Türk hanı, Cengiz Han  
Ceyhun: Orta Asya'da bir ırmak  
Coşkun: Coşmuş olan, kabına sığmayan  
Cem: Hükümdar  
Cemil: Güzel erkek, iyilikle anma  
Cihan: Dünya
Ç
Çağan: Mutlu gün, bayram  
Çağatay: Cengiz Han'ın oğlu  
Çağdan: Çağın içinden  
Çağdaş: Aynı zamanda yaşayan, çağımıza uygun, çağımıza yaraşır  
Çağlar: Çağıl çağıl akar, çağıldar, çağlayarak akar  
Çağlayan: Bir akarsuyun yükseklerden köpürerek düştüğü yer, çavlan  
Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuş, ela gözlü kimse  
Çelebi: Bey, ağa, görgülü ve ince kimse  
Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat  
Çınar: Uzun yıllar yaşayan geniş yapraklı ağaç
D
Dağhan: Oğuz Han'ın oğlu, eski Türk inanışına göre doğa tanrılarından  
Dağtekin: Yalnız, ıssız dağ  
Deha: Dahi, zekaca çok üstün olan  
Demirel: Güçlü el  
Demirkan: Sağlam ve güçlü kan  
Demirol: Demir gibi güçlü ol  
Deran: Güzellik  
Dinçer: Güçlü, yiğit kişi  
Doğan: Yırtıcı bir kuş  
Doğuş: Hayata geliş  
Doruk: Zirve
E
Ecevit: Açıkgöz, afacan, ele avuca sığmaz, çok yaramaz  
Edip: Edepli terbiyeli / Edebiyatla ilgilenenkişi  
Edis: değerli, ulu yüce, yüksek  
Ediz: Değerli yüksek  
Efdal: En değerli en yüksek.  
Efe: Ege yiğidi  
Efehan: Yiğitlerin başı  
Ege: Ulu, büyük, Türkiye ile Yunanistan arasındaki denizin adı  
Egemen: Bir yere hakim olan  
Ekber: Kebir kelimesinden, En büyük  
Ekrem: Pek cömert, iyiliksever  
Emin: Güvenilen, inanılan kimse  
Emir: Reis, aşiret başı, emreden  
Emrah: Saz çalıp oynayan  
Emre: Aşık, dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş  
Ender: Seçkin, eşi benzeri az bulunan  
Enes: Peygamberin komutanı  
Enez: Secereli Arap atı  
Eray: Yiğit kişi  
Erdinç: Sağlam, güçlü esen  
Evren: Kainat
F
Fahir: Övünülecek kadar, övünen, gösterişli ve değerli.  
Fahrettin / Fahri: Karşılıksız kabul edilen görev, iş  
Faik: Başkalarından daha ileri, üstün  
Faruk: Bir işi sonuca ulaştıran  
Fazıl: Erdemli, manevi değerce üstün  
Fehmi / Fehim: Anlayışlı, çabuk kavrayan  
Ferdi: Bireysel, tek başına.  
Ferhat: Rahatlık  
Feridun: Tek başına, eşsiz.  
Ferit (d): Eşsiz benzersiz  
Ferruh: Kutlu, uğurlu, aydınlık yüzlü  
Fethi: Fethiye ilişkin.  
Fevzi: Kurtuluş ve zafere ilişkin. Selamet.  
Feyyaz: Bereketli, gür, verimli. Eli açık.  
Feyzi: Verimlilik, bolluk  
Fırat: Bir nehir adı. Türkiye'den geçip Basra'ya dökülür.  
Fikri: Düşünce ile ilgili / fikir sahibi  
Fuat: Yürek, kalp, gönül
G
Galip: Yenen, üstün gelen  
Gani: Zengin, cömert, bol çok, elindekiyle yetinen  
Gazi: Savaşta yara alan  
Gediz: Su birikintisi, gölcük, Ege Bölgesi'nde bir akarsu; adını bu akarsudan alan bir ilçe  
Gencer: Delikanlı, genç yiğit  
Gençay: Yeni doğan Ay, ilk ay  
Giray: Uygun, eskiden Kırım hanlarına verilen unvan  
Gökalp: Gök gözlü yiğit  
Gökay: Gök ve Ay gibi güzel olan  
Gökbay: Gök yüzlü ve zengin kimse  
Gökçe: Gökrengi, göğce  
Gökhan: Göklerin hükümdarı  
Güralp: Yiğit
H
Hakan: Eski Türk imparatoru, büyük han, hanlar hanı  
Haldun: Kalp, yürek  
Halil: İçten, dost çok yakın arkadaş  
Halim: Yumuşak huylu, sakin yaradılışlı  
Halit: Süregelen, sürekli, geç yaşlanan  
Haluk: Herkesle iyi geçinen iyi ahlaklı  
Hamit: Şükredici, hamdedici  
Hamza: Aslan  
Harun: Huysuz at / Postacı / İnatçı  
Hasan: Güzellik, iyi davranma, iyilik
Hayati: Yaşamsal, yaşamla ilgili önemli olan
Haydar: Aslan / Çok cesur  
Hayrettin: Hayır eden, hayır sahibi  
Hayri: Hayırla, iyilikle ilgili  
Hazar: Barış / Bir yerde oturma hali  
Hıfzı: Saklamak, korumak, hafızaya almak  
Hıncal: Öc al, intikam al anlamında  
Hüseyin: Güzellik, iyilik
I-İ
Ilgaz: Batı Karadeniz Bölgesi'nin en yüksek dağlar topluluğu
İbrahim: İbranice'de hakların babası  
İdris: Beyaz renkli çiçek açan bir ağaç cinsi  
İhsan: Bağışlamak, yardım etmek, iyilik etmek  
İldeniz: ülkenin, yurdun denizi  
İlhami: İçine doğmakla ilgili  
İlhan: Bir ülkenin egemen hanı  
İlkay: Ay'ın ilk günlerindeki durumu, hilal  
İlker: Birinci yiğit, ilk yiğit, ilk erkek  
İlyas: Mersin ağacı
K
Kaan / Kağan: Hükümdar, hanların hanı  
Kadir: Değer, onur, incelik  
Kadri: İtibar, değerle ilgili  
Kahraman: Savaşta yiğitlik gösteren, cesur  
Kamer: Ay ışığı  
Kamil: Tam, eksiksiz, olgun  
Kandemir: Sağlam kan, kanı sağlam olan kimse, sağlam demir  
Kasım: Bölen, kısımlara ayıran  
Kaya: büyük ve sert taş kütlesi, pek sert  
Kayahan: Kaya gibi sert hakan  
Kazım: Kızgınlığını, öfkesini belli etmeyen  
Kemal: Bilgi ve erdem bakımından olgunluk  
Kerem: Soyluluk, eli açıklık  
Kerim: Kerem sahibi, cömert
L
Latif: Allah'ın kulu  
Levent: Eski deniz eri  
Lütfi: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan
M
Macit: Şan ve şeref sahibi  
Mahir: Usta, elinden her iş gelen  
Mahmut: Övgüye değer  
Mahzun: Hüzünlü, duygulu, üzgün  
Malik: Sahip, efendi  
Malkoç: ünlü bir akıncı soy olan Malkoçoğulları'nın atası Malkoç Mustafa Bey'in adından  
Mazhar: Bir şeyin göründüğü, ortaya çıktığı yer  
Mecnun: Deli, aklı başında olmayan  
Mehmet: Aslı Arapçada Muhammed, çok övülmüş anlamında  
Melih: Güzel, şirin  
Melik: Hükümdar, han  
Memduh: Övülmüş, övülmeye değer  
Menderes: Ege bölgesinde bir ırmak adı  
Mert: Sözünün eri, sözünde duran  
Mesut: Mutlu, sevinçli, neşeli  
Mete: Büyük Hun imparatoru  
Metin: Sağlam, dayanıklı  
Murat: İstek, arzu
N
Naci: Kurtulmuş, selamete kavuşmuş  
Nail: Ele geçiren, muradına eren  
Naim: Uyuyan, uykuda olan  
Namık: Yazar, yazan kişi  
Nazım: Düzenleyen, tanzim eden  
Nazmi: Vezinli, kafiyeli sözle ilgili  
Necat: Kurtuluş, selamet  
Necati: Kurtuluşa ermek  
Necdet: Güçlü ve korkusuz  
Necip: Soyu temiz, cömert  
Necmi: Yıldızlarla ilgili, yıldızlara ait  
Nedim: Yakın dost, samimi arkadaş  
Nejat: Soy, asıl, hesap  
Neşet: Yetişme, meydana gelme  
Nevzat: Yeni doğmuş çocuk  
Nezih: Temiz, pak, seçkin  
Nihat: Tabiat, huy  
Niyazi: Yalvarma, yakarma  
Nizam: Sıra, dizi, düzen, kural
Nizami: Kurallara uygun, düzenle ilgili  
Nuri: Işıktan gelen, ışıklı
O
Oben: Erkek deve, o benim  
Ogün: Belirli gün, bilinen, beklenen gün  
Oğulcan: Can oğul  
Oğuz: Doğru ve iyi adam, sağlam, güçlü  
Okan: Akıllı, anlayışlı, öğrenen  
Okay: Beğenme, takdir etme  
Oktay: Çok hiddetli, kızgın  
Okyar: oku parçala  
Olcay: Rastlantıları düzenlediği, böylece de insanlara iyi ya da kötü durumlar hazırladığı sanılan şey, şans, talih  
Olcayto: Bahtı açık, talihli  
Olcaytuğ: Hulagu'nun torunlarından Argun'un oğlu, İlhanlı hükümdarı  
Ozan: Şair, halk şairi
Ö
Öcal: Öc almaktan, intikal alan  
Öğüt: Birine, yapması ya da yapmaması gereken şeyler üzerine söylenen söz  
Ökmen: Akıllı, zeki  
Ömer: Dirlik, canlılık yaşam gücü  
Önal: Daima önde olmak  
Önay: Ay'ın ilk günlerindeki hali, hilal  
Önder: Lider, yönetici, şef  
Öner: Önde gelen yiğit, önde giden erkek  
Övünç: Bir niteliği nedeniyle övünme işi, sevinme, sevinç, kıvanç  
Özalp: Özü yiğit  
Özgür: Hür
P
Pars: Etoburlardan, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı bir hayvan  
Paşa: Bir askeri unvan, ağabey, erkek kardeş  
Peker: Güçlü erkek  
Polat: Sertleştirilmiş, su verilmiş demir  
Poyraz: Kuzeydoğu yönünden esen rüzgar
R
Rafet: Merhamet etme, esirgeme.  
Ragıp: İçtenlikle isteyen, özleyen  
Rahman: Acıması bol olan  
Raif: Acıyan, esirgeyen  
Rakım: Yazan, çizen, yükselti.  
Ramazan: Doğruluk gösteren-Adaletli davranan  
Rami: Atıcı, mermi atan  
Ramiz: Akıllı, zeki. İşaretlerle gösteren.  
Rasim: Çok övülmüş, methedilmiş  
Rasin: Beyaz ay, dolunay  
Raşit: Doğru yola giden  
Rauf: Çok acıyan, esirgeyen  
Recai: Güçlüklerden yılmayan, hızlı  
Recep: Beyaz taç, gelin tacı  
Refik: Arkadaş, yoldaş, eş, koca  
Reha: Candan, cana yakın  
Remzi: İşaret ve gizliliğe ait  
Renan: İnleyen, çınlayan.  
Reşat: Aklın gerektirdiğini yapan  
Rıdvan: Cennetin kapıcısı olan melek  
Rıfat: Yücelik, büyük aşama.  
Rıfkı: Yumuşaklıkla, sükunetle ilgili  
Rıza: Hoşnutluk, memnunluk  
Rüzgar: Yel, esinti
S
Sabri: Sabırla ilgili, sabırlı  
Sadi: Baht açıklığı  
Safa: Saflık, berraklık, gönül rahatlığı  
Samet: Sonsuz, ebedi  
Sancar: Eski Türk adlarından, kısa kama  
Savaş: Barışın olmadığı çatışma ortamı  
Sedat: Doğruluk, haklılık  
Semih: Bol, cömert gönüllü  
Sercan: Canların özü, canın başı  
Serdar: Komutan, önde giden asker  
Serhat: Sınır boyu  
Serkan: Baş han  
Soner: Sonuncu yiğit  
Suat: Mutlu, mutlulukla ilgili  
Sarp: Çetin, dik, ulaşılması güç
Ş
Şadi: Sevinç, neşe, mutluluk  
Şafak: Güneş doğmadan az önce ufukta görünen ağartı  
Şahan: Şahin  
Şahin: Bir tür yırtıcı kuş  
Şansal: Adını, şanını her yana duyur, şan ver  
Şefik: Şefkatli  
Şemsi: Güneşe ait, güneşle ilgili  
Şener: Neşeli yiğit, şen yiğit, şen erkek  
Şengül: Neşeli ve gül gibi kimse  
Şenol: Her zaman neşeli ol  
Şeref: Onur. Manen yüksek ve erdemli olmak  
Şerif: Kutsal, mübarek
T
Tahsin: Beğenip, alkışlanan, kale gibi sağlam  
Talat: Yüz, surat, çehre  
Talip: İstekli, isteyen, talep eden  
Talu: İyi, güzel, seçilmiş, seçkin  
Tamer: Bütünüyle yiğit, tam yiğit  
Tandoğan: Şafak vakti doğmuş olan  
Taner: Aydınlık erkek  
Tanju: Çince imparator, tanrı  
Tarık: Sabah yıldızı  
Tarkan: Ayrıcalıklı, saygın  
Tayfun: Şiddetli rüzgar  
Teoman: Duman  
Timuçin: Sağlam, demir gibi  
Tufan: Çok ağır yağmur  
Tuğrul: Yırtıcı bir kuş  
Tümer: Her şeyi ile yiğit kişi
U
Ufuk: Yerle göğün birleşmiş gibi göründüğü sınır  
Uğur: Halkın kimi olgularda gördüğü iyilik müjdesi  
Uğurcan: Uğur getiren, uğurlu kimse  
Uğurtan: Uğur getiren şafak vakti  
Ulaş: Amacına, hedefine erişme  
Ulu: çok büyük erdemleri olan, yüce; erişilmez derecede yüksek ve büyü  
Uluç: Büyük Türk Denizcisinin adı (Uluç Ali Paşa)  
Umut: Ümit edilen, beklenen şey  
Uras: Saadet, mutluluk
Ü
Ümit: Umulan, beklenen şey  
Ünal: Ad sahibi ol, ünlen, tanın  
Ünalan: Ad sahibi olan, ünlenmiş kişi, ünü olan kimse, iyi ad sahibi  
Ünalp: Ünlü yiğit  
Üner: Ünlü yiğit  
Ünol: Şan ol, ünlü ol  
Ünsal: Her yana adını duyur  
Ünver: Her yana adını duyur, çok tanınmış biri ol, ünlen
V
Vahdet: Bir ve tek olma  
Vahit: Tek, bir  
Vargın: Giden, varan  
Varol: Var olmakla ilgili / yüceltme ünlemi  
Vecihi: Soylu, asil  
Vedat: Dostluk, sevme, sevgi  
Vefa: Sözde durma  
Vehbi: Tanrı vergisi  
Veli: Sahip, eren, ermiş  
Volkan: Yanardağ  
Vural: Vurarak al, vurup al
Y
Yağız: Yiğit, esmer  
Yağmur: Havadaki su buharının yükseklerde soğuyarak yoğunlaşması sonucu yere düşen su  
Yalçın: Sarp, dik  
Yalın: Sade, gösterişsiz  
Yalvaç: Tanrı'nın habercisi, Tanrı elçisi  
Yaman: Güç etki ve beceriklilik sahibi  
Yamaner: İşbilir yiğit, becerikli yiğit  
Yankı: Sesin bir yere çarparak dönmesiyle duyulan ikinci ses  
Yaşar: Doğan çocuğun ölmemesi için konulan adlardan  
Yavuz: Çok sert, yaman, yürekli, korkusuz  
Yener: Oyun, yarış, savaş gibi şeylerde karşısındakine üstün gelir  
Yetkin: Olgunlaşmış, kemale ermiş  
Yıldıray: Ayla ilgili / yıldır yıldır parlamak ay gibi  
Yıldırım: Buluttan buluta ya da yere elektrik boşalması  
Yılmaz: Hiçbir şeyden korkup çekinmez  
Yiğit: Güçlü ve yürekli; delikanlı, genç, genç adam  
Yunus: Bir takım yıldızının adı / Denizde yaşayan bir memeli türü  
Yurdakul: Yurda hizmet eden, yurda kul olan kimse  
Yusuf: Eklenecek, ilave edilecek  
Yücel: yüce bir duruma gel, yüceleş, büyüdükçe büyü, yükseldikçe yüksel, büyük ol, ulu ol  
Yüksel: Manevi anlamda yüce ol anlamında
Z
Zafer: Savaş ve uğraşla elde edilen başarı, sonuç  
Zeki: Akıllı olan  
Zihni: Zihnin gücüyle, kavrayışla ilgili  
Zikri: Zikirle, ayinle, ilgili, zikreden  
Ziya: Aydınlık, ışık
