Karadeniz’in ortasında mitolojiye açılan kapı: Yason Burnu

Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla yeşilin birbirine karıştığı Ordu’da, bazı yerler yalnızca görülmüyor; insanda bir hikaye bırakıyor. Yason Burnu da benim için tam olarak böyle bir yer oldu. Tarihi, mitolojisi, doğası ve hatta hakkında çıkan bir film haberiyle bir süre gündemden düşmeyen bu yarımada, insanın karşısına Karadeniz’in kendine has karakterini çıkarıyor.

Ordu’nun Perşembe ilçesinde bulunan Yason Burnu, eski Ordu-Samsun kara yolu üzerinde yer alıyor. Bölgenin 1. derece arkeolojik, 2. derece doğal sit alanı olması da buranın yalnızca güzel bir manzaradan ibaret olmadığını gösteriyor. Denize doğru uzanan yarımada, özellikle gün batımında oldukça etkileyici bir görüntü sunuyor.

Reklam
Reklam

Üstelik Yason Burnu’nun hikayesi yalnızca yakın tarihle sınırlı değil.

YASON BURNU’NUN PEŞİNDEKİ ALTIN POST

Yason Burnu’na gittiğimde insan ister istemez buranın mitolojik geçmişini düşünüyor. Yarımadanın adı, Argonotlar ve Altın Post efsanesiyle ilişkilendiriliyor.

Efsaneye göre Herakles’in de aralarında bulunduğu Argonotlar, Altın Post’u bulmak için Karadeniz’e açılıyor. Yolculukları sırasında Giresun Adası ve Yason Burnu çevresine geldiklerinde ise onları oldukça sıra dışı bir tehlike bekliyor.

Hikayeye göre Herakles’in daha önce Stymphalos Gölü çevresinden uzaklaştırdığı kuşlar bu bölgeye yerleşmiş. Tüylerini ok gibi fırlatan bu kuşlar Argonotlara saldırıyor. Kalkanlarıyla kendilerini korumaya çalışan grup, bir arkadaşlarını kaybediyor. Daha sonra kuşları öldüren Argonotlar Altın Post’u aramaya devam ediyor ancak aradıklarını bulamayınca bölgeyi lanetleyerek buradan ayrılıyor.

Reklam
Reklam

Bugün bu anlatının tarihsel bir olaydan ziyade mitolojik bir efsane olduğunu bilerek bölgeye bakmak gerekiyor. Fakat Karadeniz’in sisli havası, kayalıkları ve denizle iç içe coğrafyası düşünüldüğünde, böyle bir hikayenin neden yüzyıllardır anlatıldığını anlamak da zor değil.

YARIMADANIN SESSİZ TANIĞI

Yason Burnu’nun en dikkat çekici yapılarından biri ise Yason Kilisesi.

1868 yılında bölgede yaşayan Rumlar ve Gürcüler tarafından inşa edilen kilise, yarımadanın tarihsel kimliğinin en önemli parçalarından biri. Karadeniz sahilinde üzerinde kilise bulunan nadir, hatta kaynaklarda tek yarımada olarak anılan Yason Burnu, bu yönüyle de farklılaşıyor.

Bölgenin Hristiyanlık tarihiyle ilgili anlatıları da oldukça eskiye uzanıyor. MS 3. yüzyıla ilişkin rivayetlerde, Giresun’da Hz. İsa’nın doğumunu kutlayan Hristiyanların daha sonra Yason Burnu’na gelerek Işıklar Bayramı’na katıldıkları aktarılır.

Reklam
Reklam

Yani bugün birkaç saatliğine gezip fotoğraf çektiğimiz bu yarımada, aslında yüzyıllar boyunca farklı toplulukların hikayelerine ev sahipliği yapmış.

BİR DE CHRİSTOPHER NOLAN MESELESİ VARDI...

Yason Burnu’na gitmeden önce karşıma çıkan eski en ilginç iddialardan biri ise dünyaca ünlü yönetmen Christopher Nolan’ın yeni filmi The Odyssey için bölgede çekim yapılacağı haberleriydi.

İddia kısa sürede dikkat çekti. Sonuçta söz konusu film, doğrudan Antik Yunan mitolojisinin en önemli eserlerinden biri olan Homeros’un Odysseia destanından uyarlanıyordu ve Yason Burnu’nun da mitolojik geçmişi düşünüldüğünde bu haber kulağa oldukça inandırıcı geliyordu.

Ancak sonrasında bu iddianın doğru olmadığı ortaya çıktı.

İşin ilginç tarafı, bölge halkının ve Ordu’daki yerel yönetimin bu söylentiye önce inanmaları sonradan çok da fazla takılmamasıydı. Bana kalırsa bunda şaşılacak bir şey yok. Çünkü Yason Burnu’nun film setine ihtiyacı yok. Zaten kendi başına bir hikayesi var.

Reklam
Reklam

Belki de bölgeyi ilginç yapan tam olarak bu.

SADECE MANZARAYA BAKMAYIN

Yason Burnu gezisinin ardından Ordu’nun mutfağıyla tanışmak da kaçınılmaz oluyor.

Ordu mutfağının genel karakterinde Karadeniz’in yeşillikleri, mısır, balık ve elbette fındık önemli bir yer tutuyor. Fındık burada yalnızca çerez olarak karşınıza çıkmıyor; tatlıdan tuzluya pek çok üründe kendine yer buluyor.

Benim favorilerim arasında fındıklı çiğköfte ve balıkları vardı. Fındığın farklı yemeklerde kullanılması özellikle dikkat çekici.

Karadeniz'e gidenlere ise benim en net tavsiyem şu: yerel esnaftan ya da bölgenin yerel markalarından çikolatalı fındık ezmesi almadan dönmeyin. Fındığın memleketinde fındık ezmesinin tadı da başka oluyor.

Fındık çorbasını da beğendim. Mısır ekmeği ise Karadeniz sofrasının vazgeçilmezlerinden biri olarak zaten kendisini kolayca sevdiriyor.

Reklam
Reklam

Fakat Ordu mutfağının tamamının herkesin damak zevkine hitap edeceğini söylemek zor.

Benim için bunun en belirgin örneği kiraz turşusuydu. Açıkçası kirazın turşusuna alışamadım. Özellikle pişirilerek hazırlanan bir turşu vardı onunla pek yıldızımız barışmadı. Karadeniz mutfağının alışılmışın dışında tatlar sunması güzel ama bazı lezzetlerle aranızda hiç elektrik oluşmuyor.

Buna karşılık hoştoray sarması gerçekten enfesti.

Bir de kendi yaptıkları pişirme dondurma vardı ki benim için gecenin sürprizi oldu. Lezzeti bana süt helvasını hatırlattı. Yoğun ve kendine özgü tadıyla, Ordu mutfağında aklımda kalan lezzetlerden biri oldu.

PEKİ, YASON BURNU’NA NEDEN GİDİLİR?

Yason Burnu’na yalnızca "güzel bir manzara göreyim" diye gidilebilir. Ama oraya biraz tarih ve mitoloji bilgisiyle giderseniz gördüğünüz şey değişiyor.

Reklam
Reklam

Bir tarafta Karadeniz’in dalgaları, diğer tarafta 19. yüzyıldan kalma Panaya Kilisesi… Üzerine Argonotların Altın Post arayışını, yüzyıllar öncesine uzanan dini anlatıları ve hakkında bir dönem ortaya atılan Christopher Nolan iddiasını ekleyince, küçük bir yarımadanın ne kadar büyük bir hikaye taşıyabileceğini fark ediyorsunuz.

Benim için Yason Burnu’nun en güzel tarafı da buydu.

Ordu’ya gittiğinizde yalnızca tepeden şehre bakıp fındık alışverişi yapmayın. Perşembe’ye kadar uzanın, Yason Burnu’nu görün, kilisenin hikayesini dinleyin, mitolojik efsaneleri hatırlayın ve ardından Ordu mutfağının size sunduğu lezzetleri deneyin.

Her şeyi sevmeyebilirsiniz...

Ama hoştoray sarması, fındıklı çiğköfte, balık, mısır ekmeği ve iyi yapılmış bir fındık ezmesi için tekrar dönmeye değer.

Çünkü bazı şehirler sadece gezilmez.

Reklam
Reklam

Tadına bakılır, hikayesi dinlenir ve akılda kalır. Ordu da onlardan biri.

Haberin Devamı İçin Tıklayın